<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
                <rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
                <channel>
                  <title>SAĞLIK</title>
                  <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/saglik</link>
                  <description>En güncel SAĞLIK Haberleri. Son dakika SAĞLIK haberlerini buradan takip edebilirsiniz.</description><item>
                                <title>BAKANLAR YERLİ COVİD 19 AŞISI HAKKINDA BİLGİ ALDI</title>
                                <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile birlikte Erciyes Üniversitesi’ni (ERÜ) ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış’dan, ERÜ tarafından Covid-19’a karşı geliştirilen aşı adayı hakkında bilgiler aldılar.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile birlikte Erciyes Üniversitesi’ni (ERÜ) ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış’dan, ERÜ tarafından Covid-19’a karşı geliştirilen aşı adayı hakkında bilgiler aldılar.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış ile birlikte ERÜ’de ilk ziyaretlerini İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne (İKUM) gerçekleştirdiler.

İKUM’a gerçekleştirdikleri ziyarette Bakan Akar ve Bakan Varank, Merkez Müdürü Doç. Dr. Zafer Sezer’den hem merkezde yürütülen çalışmalar, hem de ERÜ tarafından Covid-19’a karşı geliştirilen aşı adayının tamamlanan Faz-2 çalışmaları hakkında bilgiler aldılar.

Bakanlar, ERÜ’de ikinci ziyaretlerini ise Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ARAGEM) yapımına devam edilen inşaat binası oldu. Bakanlar burada devam eden inşaat çalışmaları hakkında Rektör Çalış’dan bilgiler aldılar.  

Bakan Akar ve Bakan Varank’ın bir ziyareti ERAGEM oldu. Burada Rektör Prof. Dr. Mustafa Çalış ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’den Covid-19’a karşı geliştirilen aşı adayı çalışmalarında gelinen son durum hakkında bilgiler alan Bakanlar ayrıca aşı merkezinde de incelemelerde bulundular.

Bakanlar, ERÜ’de son ziyaretlerini ise Erciyes Teknopark’a gerçekleştirerek burada da yürütülen AR-GE çalışmaları hakkında bilgiler aldılar.

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, ziyarette yaptığı açıklamada ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek,  Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’a ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın ERÜ ziyaretlerine Vali Şehmus Günaydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve AK Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu da eşlik etti.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/bakanlar-yerli-covid-19-asisi-hakkinda-bilgi-aldi-5089</link>
                                <pubDate>Wed, 21 Apr 2021 21:58:25 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÖZEL HASTANELERDE AŞI HAZIRLIĞI</title>
                                <description><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ali Ramazan Benli, Kayseri’de hizmet veren özel hastane yöneticileri ile online video konferans toplantısında bir araya geldi. Toplantının gündeminde artan vakalara karşı alınması gereken erken önlemler ve özel hastanelerde iftar sonrası için COVİD-19 aşı randevularının açılması vardı.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ali Ramazan Benli, Kayseri’de hizmet veren özel hastane yöneticileri ile online video konferans toplantısında bir araya geldi. Toplantının gündeminde artan vakalara karşı alınması gereken erken önlemler ve özel hastanelerde iftar sonrası için COVİD-19 aşı randevularının açılması vardı.

Özel hastane yöneticilerinin kendi hastanelerindeki yatak durumları ve servis yoğunlukları hakkında verdikleri bilgilendirmeyle başlayan toplantıda, ilerleyen günlerde oluşabilecek ek yatak ihtiyaçlarına yönelik yatak kapasitelerini artırma, yapılabilecek çalışmalar gibi konularda fikir alış verişlerinde bulunuldu. Ayrıca elektif ameliyatların ertelenmesinin gündeme geldiği toplantıda, aşı takviminin 55 yaşa inmesi ile birlikte oluşabilecek anlık yoğunluklara karşı özel hastanelerde iftar sonrasına COVİD-19 aşı randevularının açılması konusu da masaya yatırıldı.

Ramazan Ayı’nda alınan ek önlemlere rağmen Kayseri’de hastaneye başvuran hasta sayısında ciddi bir düşüş yaşanmadığını dile getiren İl Sağlık Müdürü Benli; “Biz kamu hastanelerimizde her türlü senaryoya karşı planlamamızı yaparak önlemlerimizi almaya devam ediyoruz. Özel hastanelerimizle de aldığımız tedbirleri istişare ederek süreçte verebilecekleri destekleri yeniden gözden geçirdik. Biz salgınla mücadele ederken vatandaşlarımızı da tedbirlere uymaya davet ediyorum. Özellikle içinde bulunduğumuz bu mübarek ayın vazgeçilmezi olan toplu iftar yemeklerine ve akşam oturmalarına bu sene ara vermemiz gerekiyor. Alınan ek tedbirlere rağmen ilimizdeki vaka sayılarında kayda değer bir düşüş olmadı. En ufak bir gevşemede vaka sayıları tahmin edilemeyecek şekilde hızla artıyor. Pandemiyle mücadelenin kilidi vatandaşlarımızın tedbirlere uymasından geçiyor ve tüm vatandaşlarımızı önce kendileri için sonra tüm sağlık çalışanlarımız adına tedbirlere uymaya ve aşı sırası gelenleri aşı olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/ozel-hastanelerde-asi-hazirligi-5099</link>
                                <pubDate>Wed, 21 Apr 2021 23:17:29 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>AİLE BİREYLERİNE BULAŞTIRMA KORKUSU YAŞIYORLAR</title>
                                <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen  Kayseri Şube Başkan Yardımcısı Ebe Figen Bayer, 21-28 Nisan Ebeler Haftası nedeniyle açıklama yaptı. Bayer, yapılan bir araştırmayı paylaşarak, “Sağlık Çalışanlarının 4’de 3’ü yani yüzde 75’inin covid 19 salgını döneminde en büyük kaygısı virüsü aile bireylerine bulaştırmak olmuştur” dedi.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türk Sağlık-Sen  Kayseri Şube Başkan Yardımcısı Ebe Figen Bayer, 21-28 Nisan Ebeler Haftası nedeniyle açıklama yaptı. Bayer, yapılan bir araştırmayı paylaşarak, “Sağlık Çalışanlarının 4’de 3’ü yani yüzde 75’inin covid 19 salgını döneminde en büyük kaygısı virüsü aile bireylerine bulaştırmak olmuştur” dedi.

Türk Sağlık-Sen  Kayseri Şube Başkan Yardımcısı Ebe Figen Bayer, yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarının endileşerini dile getirdi. Bayer, şunları söyledi;

“21-28 Nisan Ebeler Haftası’nı ülke olarak salgına karşı verilen bir mücadele ile karşılıyoruz. Bu mücadelenin kahramanları sağlık çalışanları ise tükenmişlik sendromu ile baş başa bırakıldılar. Sorunlarına çözüm üretilmedi, talepleri karşılanmadı

Türkiye’de sağlık çalışanını mağdur etme ve memnuniyetini önemsememe üzerine kurulan bir düzen var.  Emeğinin karşılığının verilmemesi, sorunların görmezden gelinmesi gibi bir anlayış var. Bu bakış açısı tüm sağlık çalışanlarını mağdur ettiği gibi ebe arkadaşlarımızın da sorunlar içerisinde bir çalışma hayatı sürdürmelerine neden olmaktadır.”

DÜŞÜK ÜCRETLERE MAHKUM EDİLİYOR

“Vekil ebe-hemşirelik, kamu dışı aile sağlığı çalışanı gibi istihdam modelleri ile güvencesiz ve düşük ücretlerle çalışmaya mahkum ediliyor. Eğitim ve sertifika programları ihtiyacı karşılayacak düzeyde yapılmıyor. Yapılanlara katılım konusunda da  haksızlıklar oluyor. Ebeler bazı sertifika ve eğitim programlarına dahil edilmiyor. Oysa ki, ebelerimiz çalışma alanındaki tüm birimlerde görev yaptırılmaktadır.”

ARAŞTIRMALARDAN İLGİNÇ SONUÇ VE KORKU

“Araştırmamıza göre; Sağlık Çalışanlarının 79’u pandemi dönemi boyunca kendilerine gereken değerin verilmediğini düşünmektedir. Sağlık Çalışanlarının 92’si aldıkları maaş ve döner sermayelerin yeterli olmadığını belirtmektedir. Sağlık Çalışanlarının 54’ü emeklerinin karşılığının verilmediğini düşünmektedir. Sağlık Çalışanlarının 70’i geleceğe dair kendini güvende hissetmemektedir. Sağlık Çalışanlarının 75’inin bu dönemde en büyük kaygısı virüsü aile bireylerine bulaştırmak olmuştur. Sağlık Çalışanlarının 33’ü bulaş korkusu ile ailesinden ayrı bir yerde konaklamak zorunda kalmıştır. Sağlık Çalışanlarının 80’i izinlerin yasaklanması ve yoğun çalışma temposu nedeniyle ailelerine yeteri kadar vakit ayıramadıklarını belirtmiştir. Sağlık Çalışanlarının 83’ü psikolojik olarak tükenmişlik sendromu yaşamıştır. Sağlık çalışanlarının dile getirdikleri bu meseleler üzerinde durulmalı ve çare üretilmelidir. Canlarını hiçe sayarak savaşmanın karşılığı bu olmamalıdır. Türk Sağlık-Sen olarak çözüm üreten, sağlık çalışanlarının hakettiği mali ve özlük hakları veren, gözleri gören, kulakları duyan yöneticiler istiyoruz. Bu düşüncelerle fedakârlık gerektiren mesleğin cefakar çalışanları olan tüm ebe arkadaşlarımızın Ebeler Haftasını kutluyor, sorunların çözülmesi için derhal adımların atılmasını talep ediyoruz. Millet olarak sağlıklı günlere en kısa sürede kavuşmak temennisiyle salgına karşı cephenin ön safında kahramanca savaşan tüm sağlık çalışanlarına kolaylıklar diliyoruz.”
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/aile-bireylerine-bulastirma-korkusu-yasiyorlar-5106</link>
                                <pubDate>Thu, 22 Apr 2021 21:34:47 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TÜRKİYE’DE ‘ORGANİK’ KELİMESİ SUİSTİMAL EDİLİYOR</title>
                                <description><![CDATA[Son yıllarda organik gıda kavramı tüketicilerin giderek daha çok dikkatini çekiyor. Ancak bir gıdanın organik olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerektiğini biliyor muyuz? Organik gıda üretiminin sanılandan çok daha fazla aşaması var.

]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Son yıllarda organik gıda kavramı tüketicilerin giderek daha çok dikkatini çekiyor. Ancak bir gıdanın organik olabilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerektiğini biliyor muyuz? Organik gıda üretiminin sanılandan çok daha fazla aşaması var.

Etiket okuma alışkanlığının yanında etikette belirtilen özellikler hakkında da yeterli bilgiye sahip olmanın önemine değinen, Türkiye’nin ilk sağlıklı ve organik atıştırmalık markası GekoO’nun kurucusu Biyolog Özlem Atabaş, organik gıda üretiminin aşamaları ile ilgili önemli bilgiler verdi. Atabaş, organik ürün kullanımının özellikle felsefi ve ahlâki yönlerinin altını çizerek, bunun bir yaşam tarzı olarak benimsenmesi gerektiğini söyledi.

ORGANİK ÜRÜN NEDİR?

“Ekolojik döngü içerisinde doğaya uyumlu bir üretim modeli olan organik (ekolojik, biyolojik) tarım kısaca; toprak, ekosistem ve insan sağlığını devam ettiren bir üretim sistemidir” şeklinde konuşan Atabaş, Türkiye&#39;de ‘organik’ kelimesinin suistimal edildiğine vurgu yaptı.

Türkiye’de, organik sertifikası olmadığı halde bu etiketle satılan sayısız ürün olduğuna dikkat çeken Atabaş, “Adı ‘organik’ ile başlayıp hiçbir ürünü organik olmayan e-ticaret siteleri, dükkanlar, pazarlar ve sosyal medya hesaplarında yanıltıcı tanıtım ve satış yapılıyor” şeklinde konuştu.

Peki organik ürün nedir? Atabaş, tüketicilere konu ile ilgili şu bilgiyi verdi:

“Organik ürün; hormon, genetik olarak modifiye edilmiş organizmalar (GDO), sağlığa zararlı tarım ilaçları, suni gübre, yapay kimyasallar, antibiyotikler, koruyucuların kullanılmadığı sağlıklı ürünlerdir. Bir ürünün organik olarak üretilip pazarlanabilmesi için, T.C. Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarım Yönetmeliği&#39;ne uygun olarak üretilip, Tarım Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş Organik Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşları tarafından denetlenmesi, laboratuvar analizlerinin yapılması, izlenebilirlik sistemi ile her aşaması kayıt altına alınıp belgelendirilmiş olması gerekir.”

Atabaş, dünya çapında organik tarım hareketini bir çatı altında toplayan Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFOAM), organik tarımın uluslararası güvenilirliğini sağlayacak olan temel standartları oluştururken ortaya koyduğu 4 temel ilkeyi de hatırlattı:

SAĞLIK: Toprak, bitki, hayvan, insan; tüm gezegen sağlığını bir bütün olarak sürdürmek

EKOLOJİ: Ekolojik sistem ve döngülerine sadık kalmak

ADALET: Ortak çevre ve yaşam fırsatlarında adaleti sağlamak

ÖZEN: Şu an ve gelecek nesillerin refahı ve çevreyi korumak için tedbir ve sorumluluk almak

“Benim için ‘organik’ sadece kendi sağlığımız için organik ürün tüketmek demek değil” şeklinde konuşan Atabaş, “Aynı zamanda yaşam tarzımızı da bu üretim sisteminin felsefi ve ahlâki yönüyle bütünleştirmek; doğayla uyumlu bir bütün olmaktır” diyerek tüketicilere yol gösterici mesajlar verdi.

ORGANİK GIDADA ÇARPICI SORULAR

Organik gıda tüketiminin sadece insan sağlığı için değil doğaya uyumlu bir yaşam için de önemli olduğunu vurgulayan Atabaş, tüketicilere çarpıcı sorular soruyor:

“Bir gıdanın; popüler beslenme akımları ve düşük maliyet kaygılarıyla yerelliğine ve biyoçeşitliliğine müdahale ediliyorsa, yetiştirildiği bölgenin ekosistemi tahrip ediliyorsa, tarım işçileri adaletsiz çalışma koşullarına sahipse, uzak ülkelerden nakliye, soğutma ve ambalajlama işlemlerinde karbon ayak izi çok yüksekse, kısaca doğal kaynaklara endirekt zarar veriliyorsa o gıda teknik olarak organik kabul edilebilir ama ekolojik olabilir mi?”

‘DOĞAL, KATKISIZ, ÇİFTLİKTEN…’ ORGANİK Mİ GERÇEKTEN?

Organik gıdaların üretim aşamaları bunlarla da bitmiyor. Pestisit, herbisit gibi tarım zehirleri, suni gübreler, depolama sırasında yapılan ilaçlamalara da değinen Atabaş, şunları söylüyor:

“Yediğimiz elmanın içinden çıkan bir kurtçuk, yeşilliklerin arasında gezen tırtıllar, bakliyatların bir süre kelebeklenmesi işin doğasında var ve bir nevi garanti. Zehirli bir gıda yemektense minik bir kurtçukla elmamı seve seve paylaşmayı tercih ederim. Yalnız, unutmayalım elmanın kurtlu olması suni gübre kullanılmadığı, hormonsuz olduğu anlamına gelmez.”

Ürün etiketlerinde yer alan ve tüketicileri yanıltan ifadelere de dikkat çeken Atabaş, “Bir ürünün ‘doğal, naturel, katkısız, hormonsuz, saf, köy ürünü, çiftlikten, ev yapımı, sağlıklı’ gibi ifadelerle pazarlanması onun organik olduğu anlamına gelmez” uyarısında bulundu. Atabaş, tüketicilere “Eğer bir ürünü kendiniz yetiştirmiyorsanız mutlaka organik sertifikası olup olmadığına bakın” mesajını verdi.

GEZEGENİN SAĞLIĞI İÇİN DE ORGANİK GIDA TÜKETMEK…

Organik üretim ve tüketimin sadece insan için değil gezegenin sağlığı ve iyiliği için de önemli olduğunu vurgulayan Özlem Atabaş, organik ve organik olmayan (konvansiyonel) gıdaların arasındaki farkları şöyle sıraladı:

*Organik ürünlerin kokusu, aroması, damakta bıraktığı gerçek tat konvansiyonel bir ürünle asla karşılaştırılamaz. Bunun yanında son kullanma tarihini uzatmak için koruyucu kullanılmadığından organik gıdanın daha taze olduğu söylenebilir.

*Bazı bilimsel çalışmalar, organik besinlerin konvansiyonel olarak yetiştirilen benzerlerinden daha fazla vitamin, mineral, antioksidan gibi besin öğelerine sahip olduğunu göstermektedir. Ek olarak koruyuculara, kimyasallara ve besinlere alerjisi olan insanlarda sadece organik besinleri tükettiğinde bu semptomların azaldığı veya yok olduğu görülmüştür. 

*Organik ürünler pestisit, fungusit, herbisitler ve insektisit gibi kimyasalları içermez. Suni gübre, GDO’lu tohum kullanılmaz. Bu kimyasalların ve yapay maddelerin bölgesel tarımda çokça kullanılan ve yediğimiz besinlerin içinde veya üzerinde kalan kalıntıların riski büyüktür. Bugün otizmden, hormon bozukluklarına, kanserden alerjilere birçok kronik hastalığın sessiz tetikleyicileri olduğunu bilimsel kanıtlarıyla biliyoruz.

* Organik çiftçilik çevre için daha iyidir. Ekolojik tarım uygulamaları hava kirliliğini azaltır, suyu korur, toprak kaymasını azaltır, toprak verimliliğini arttırır ve daha az enerji kullanır. Organik çiftçilik küçük hayvanlar ve kuşlar için de daha iyidir; çünkü kimyasal ilaç kalıntıları kuşlar, arılar ve küçük hayvanlar için yeniden üremeyi zorlaştırabilir ve hatta onları öldürebilir.

*Organik çiftlikler daha verimli toprağa sahip olma, daha az enerji kullanma ve daha fazla karbon tutma eğilimindedir. Araştırmalar, organik çiftliklerin geleneksel tarıma kıyasla 45 daha az enerji kullandığını, 40 daha az karbon emisyonu açığa çıkardığını ve 30 daha fazla biyolojik çeşitliliği teşvik ettiğini göstermiştir.

TÜRKİYE’DE ORGANİK GIDAYA OLAN GÜVEN DÜŞÜK

Türkiye’de organik üretime olan güven düzeyinin çok düşük olduğunu belirten Atabaş, bu ürünlerdeki fiyat politikasının da tüketiciyi uzaklaştırdığının altını çizdi. Ancak bu noktada aslında konvansiyonel ürünlerin ‘fazla’ ucuz olduğunu vurgulayan Atabaş, güvenli gıda tüketiminin bireysel sağlık giderlerini önemli ölçüde azalttığını bir kez daha hatırlattı.

Atabaş, Türkiye’deki bir diğer sorunun da ülkemizde üretilen organik ürünlerin çok büyük bir yüzdesinin yurt dışına ihraç edilmesi olduğunun altını çizdi. Bu sorunun iç piyasadaki satışların artmasıyla çözülebileceğini vurgulayan Atabaş, “İç pazarda likidite gerçekten bizi aşan bir sorun” yorumunu yaptı.

GEKOO NE VAADEDİYOR?

GekoO’da dürüst ve adil, gıda güvenliğine dayalı, gerekli sertifikalar ve dinamik bir kontrol mekanizmasına sahip şekilde üretim yaptıklarını belirten Özlem Atabaş, ürünlerinin hammaddelerine kadar organik ürün belgesine sahip olduğunu belirtti.

Paketleme aşamasına kadar etkin bir şekilde kontrol edilen GekoO ürünlerinde üretim ve pazarlamanın tüm aşamalarında karbon ayak izi, geri dönüşüm gibi, doğa dostu üretim ve tüketim ilkelerine dikkat edildiğinin altını çizen Atabaş, “Adil ve dürüst ticarete inandığımız için uzun vade talep eden, yüksek iskontolar ile çalışan zincir marketlerden ve satış noktalarından uzak duruyoruz. Aşırı tüketimi önlemeyi, ürüne değer vermeyi, emeğe ve doğaya saygıyı duymayı her seferinde hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu.

Atabaş, kadınların ekonomik olarak güçlenmesini ve kadın istihdamını arttırmayı hedeflediklerini de vurgulayarak, “Bu işi yapmamızın tek akılcı nedeni, ekolojik tarımın küresel iklim değişikliğini gerileteceğine, en önemlisi yaşamı ayakta tutacağına inanmamız” mesajını verdi.
 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/turkiyede-organik-kelimesi-suistimal-ediliyor-5124</link>
                                <pubDate>Thu, 06 May 2021 11:25:49 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>PANDEMİ O HASTALIKLARI TETİKLİYOR</title>
                                <description><![CDATA[Eklemleri etkileyen, iltihaplı ya da iltihapsız romatizma hastalıkları ile toplumda çok sık karşılaşılıyor. Pandemi kısıtlamaları nedeniyle evlerde çok fazla zaman geçirmek zorunda kalınması ve buna bağlı olarak hareket etme imkanlarının azalması birçok romatizma hastasının yakınmalarında da artışa yol açabiliyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Eklemleri etkileyen, iltihaplı ya da iltihapsız romatizma hastalıkları ile toplumda çok sık karşılaşılıyor. Pandemi kısıtlamaları nedeniyle evlerde çok fazla zaman geçirmek zorunda kalınması ve buna bağlı olarak hareket etme imkanlarının azalması birçok romatizma hastasının yakınmalarında da artışa yol açabiliyor. Romatizma hastalarının düzenli ve bilinçli şekilde hareket etmesi, uygun diyet ve takviyeleri uygulaması eklem sağlığı açısından önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Romatoloji Bölümü’nden, Doç. Dr. Sait Burak Erer, koronavirüs kısıtlamaları döneminde romatizma hastalarının dikkat etmesi gereken konular hakkında bilgi verdi.

Hareketsiz bir yaşamdan kaçının

Romatizma hastalarının hareketsiz kalmaktan mutlak anlamda kaçınmaları gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, birçok eklem sorunu olan kişilerin uygun, düzenli egzersize güvenle katılabileceğini göstermektedir. Uzun süreli gözlemsel çalışmalar Romatoid artrit (RA) gibi iltihaplı eklem hastalığı olan kişilerde bile orta yoğunlukta, ağırlık taşıyan egzersizlerin fayda sağlayabileceğini ortaya koymuştur. Ayrıca bu hastalarda düzenli egzersiz ile daha az kemik kaybı ve hastalık aktivitesinde artışın önlenmesi gibi ek faydalar da gözlenmektedir. Osteoartrit yani kireçlenme eklemlerde yaşa bağlı olarak gelişen, eklem kıkırdağında oluşan doku harabiyetleri ve eklem aralığının daralmasıyla oluşan iltihapsız bir romatizma türüdür. Osteoartritli hastalarda yapılan araştırmalar, güçlendirme, germe ve aerobik egzersizlerini birleştiren, böylece semptomları azaltan, eklem hareket ve işlevini iyileştiren, koordinasyon ve dengeyi geliştiren, ayrıca vücut ağırlığını kontrol eden egzersiz programlarının faydalı olduklarını ortaya koymuştur. Düzenli ılımlı egzersizin diz osteoartriti geliştirme riski taşıyan kişilerde kıkırdak sağlığını iyileştirdiği gösterilmiştir. Zayıf uyluk kaslarına (kuadriseps) sahip olmanın hem dizde kireçlenme hem de daha fazla sakatlanma açısından bir risk faktörü olduğu bilinmektedir.

İltihaplı romatizma sabah tutukluklarına neden oluyor

İltihaplı romatizma hastalıklarında dinlenmek ve istirahat etmek hastalığa ait en önemli belirtilerden biri olarak kabul edilen sabah tutukluğu ve eklem hareketlerinde kısıtlılıklara neden olabilmektedir. Hasta hareket ettikçe eklem tutukluğu azalmakta ya da tamamen düzelmektedir. Ayrıca eklem ağrıları da hareket ettikçe hafiflemektedir. Covid-19 pandemisi sonucu evde kalan hastalar tedavilerine devam ediyor olsalar bile çok hareket edemedikleri için hastalık aktif hale gelebilmektedir. Hareketsiz yaşantı ağrı ataklarını da davetiye çıkarabilmektedir.

D vitamini eklem ve kıkırdak sağlığını destekliyor

D vitamini kas, iskelet ve bağışıklık sistemi için çok önemli bir vitamindir. D vitamini eksikliğinin iltihaplı romatizma hastalığının sebeplerinden biri olabileceğine ya da hastalık ataklarını tetikleyebileceğine dair görüşler bulunmaktadır. Bu nedenle iltihaplı romatizma hastalarının özellikle öğle saatlerinde 10-15 dakika boyunca dirseğe kadar kollar açık ve yüze güneş gelecek şekilde güneşlenmeleri önerilmektedir. Ayrıca D vitamin düzeyleri düşük olan hastaların hekimlerine danışarak D vitamini takviyesi kullanmaları da gerekebilir. Omega 3 veya curcumin (zerdeçal) içeren besin ya da ürünler, romatizma hastalıkları için önerilen ek gıda takviyeleri arasında yer almaktadırlar.

Düzenli egzersiz tedavinin bir parçası

Sağlıklı bir yaşam için romatizma hastalarının kilolarına dikkat etmeleri ve uygun egzersiz programları ile hareketli kalmaları önerilmektedir. Herkes için her ortamda yapılabilecek uygun egzersiz ve hareketler bulunmaktadır. Gerek iltihaplı gerekse iltihaplı olmayan romatizma hastalıklarında hareket etmek ve düzenli egzersiz tedavinin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle romatizma hastalığı olan kişilerin mümkün olduğunca egzersiz yapmaları tavsiye edilmektedir. Covid-19 pandemisinin de etkisiyle günlük alışkanlıkları değişen kişilerin durumlarına uygun şekilde evde ya da açık alanlarda egzersizlerini yapmaya devam etmeleri oldukça önem taşımaktadır. Bu amaçla esnekliği artırıcı, güçlendirici aerobik egzersizlere ek olarak eklem koordinasyonunu ve vücutta dengeyi sağlayacak egzersizlerin uygulanması hastalar için oldukça faydalı olacaktır. Egzersiz program ve yoğunluğunun kişinin yaş, fiziksel özellikleri ve hastalıkları dikkate alınarak hekim ve fizyoterapistlere danışılarak belirlenmesi en doğru yaklaşım olacaktır. Ancak ev içinde çeşitli aletler yardımı ile güçlendirme çalışmaları yapılabileceği gibi, yürüme bandı ya da ev bisikletiyle aerobik egzersizlerin yapılabilmesi sağlanabilir. Pilates, yoga veya Tai-chi egzersizleri de ev ortamında ya da kapalı alanlarda gerçekleştirilebilecek çok faydalı egzersizler arasında yer almaktadırlar.

Akdeniz tipi beslenme romatizma hastalıkları için en uygun beslenme şekli

Fazla kiloların romatizma hastalıkları için önemli bir risk faktörü olduğu da unutulmamalıdır.  Bu nedenle ideal kiloda olmak veya kilo almamak da çok önem taşımaktadır. Akdeniz diyeti kilo almamak için tavsiye edilen en uygun beslenme şeklidir. Romatizmal hastalıklar için de önerilen en uygun beslenme şekli Akdeniz diyeti olarak kabul edilmektedir. Akdeniz diyeti; taze sebze ve meyvenin bol kullanıldığı, daha sağlıklı olan balık ve tavuk eti gibi beyaz etin daha sık tüketildiği, kızartma ve ağır yemeklerin olmadığı kalp ve damar sağlığını da koruyan bir beslenme şeklidir. Uygun egzersiz ve diyet uygulamalarının birçok romatizma hastasında ilaç tedavilerine ek olumlu katkılar sağladığı bilinmektedir.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/pandemi-o-hastaliklari-tetikliyor-5133</link>
                                <pubDate>Thu, 06 May 2021 19:09:17 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÜNAL: HEMŞİRELERİMİZİN BAYRAM YAPACAK HALİ YOK</title>
                                <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Kayseri Şube Başkanı Kamil Ünal, hemşirelerin bayram yapacak hali kalmadığını ifade etti]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Kayseri Şube Başkanı Kamil Ünal, hemşirelerin bayram yapacak hali kalmadığını ifade etti. Ünal, “Salgınla kahramanca mücadele eden sağlık çalışanları yine bir önemli haftayı, hemşireler haftasını, haksızlıklara uğradıkları, sorunlarına çözüm üretilmediği bir halde; esnek mesaiden, idari izinden mahrum bırakılarak, adaletsizliğe ve haksızlığa maruz kalarak karşılıyorlar. Hatta sağlık çalışanı anneler bebeklerinden bile ayrı bırakıldılar” dedi.

Sendika Başkanı Kamil Ünal, açıklamasında, şunları söyledi; “Sağlık hizmetlerinin yürütmek ve şifa dağıtmak için salgın döneminde canından bile vazgeçen sağlık çalışanları için gerekli adımlar bir türlü atılmıyor. Yapılan sadece alkış ve hakkınız ödenmez lafları… Yok, olup giden döner sermaye, yıllardır beklenen 3600 ek gösterge, sözleşmelilerin, vekil ebe-hemşirelerin ve kamu dışı aile sağlığı çalışanlarının beklediği ve hak ettikleri kadro, adaletli ve hakkaniyetli bir ek ödeme ile ekonomik kayıpları telafi edecek bir ek zam ile dertlenilmiyor. Ne yaparız, nasıl çözüm üretiriz diye düşünülmüyor. Sağlık Bakanlığı çalışanın feryadını duymak yerine laboratuvar ve röntgen teknisyenlerinden tuttukları ve hak ettikleri alın terlerinin karşılığı olan nöbetlerin parasını geri istemekle uğraşıyor.

Sağlık kurum ve kuruluşlarındaki bazı idareciler ise, devletin hizmet etmek için kendilerine emanet ettiği makam ve mevkilerini, sağlık çalışanlarının meseleleri çözmek yerine, çalışanların sendikal tercihine müdahale etmek gibi işlerle meşgul oluyorlar. Tüm sağlık çalışanları maaşa zam şeklinde tek ödeme beklerken, adı tavandan kendi yavandan olan ve 2021 yılının ilk 3 ayında verilmeyen ek ödemenin 4. aydan itibaren verileceği ilan ediliyor.  Bu sefer adaletli ve makul bir ödeme olur mu diye bekliyoruz ama hala ek ödeme dağıtımı ile ilgili esas ve usuller ilan edilmiş değil. Kısacası bayram gelmiş neyimize! Sağlık çalışanlarının bayram yapacak hali yok. Hemşireler Haftası var ama hemşire arkadaşlarımız sorunlar yumağında boğuşuyor, dertleri çok. Tüm sağlık çalışanları gibi hemşirelerimiz de, temel taleplerinin karşılanmasını, kronikleşen sorunlara çözüm üretilmesini istiyorlar. Türk Sağlık-Sen olarak bir kez daha ifade ediyoruz; Sağlık çalışanları tükendi, çözüm talep ediyorlar. Laf değil, icraat istiyorlar. Mağduriyetlerinin sonlandırılıp kendilerine gereken değerin verilmesini bekliyorlar.   Türk Sağlık-Sen olarak bu temennilerle sağlığın gizli kahramanları tüm hemşire arkadaşlarımızın 12-18 Mayıs Hemşireler Haftasını kutluyoruz.”
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/unal-hemsirelerimizin-bayram-yapacak-hali-yok-5186</link>
                                <pubDate>Wed, 12 May 2021 09:46:57 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DİYET DEĞİŞİKLİĞİ KANSER RİSKİNİ DE AZALTIYOR</title>
                                <description><![CDATA[Yeni yapılan araştırmalara göre kanser tanısı sonrası Tip 2 diyabet hastalarında uygulanan diyet kısıtlamaları hem meme kanseri oluşumunu hem de meme kanserine bağlı ölüm riskini azaltıyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yeni yapılan araştırmalara göre kanser tanısı sonrası Tip 2 diyabet hastalarında uygulanan diyet kısıtlamaları hem meme kanseri oluşumunu hem de meme kanserine bağlı ölüm riskini azaltıyor. Meme kanseri tanısından sonra beslenme şeklinde değişiklik yapanlarda meme kanserine bağlı ölüm riskinin yüzde 20 azaldığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Araştırmaya göre diyet değişikliği tüm kanserlere bağlı ölüm riskini yüzde 31 oranında azaltıyor” açıklamasında bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin San Antonio şehrinde her yıl yapılan meme kanseri sempozyumunda sunulan bilimsel çalışmada önemli bilgiler verildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu çalışmada kanser hastalarına Tip 2 diyabet hastalarına uygulanan şeker kısıtlama diyetleri önerilmiş ve bu çalışma Harvard Tıp Fakültesi tarafından denetlenmiştir. Çünkü Tip 2 diyabet hem meme kanseri için bir risk faktörüdür, hem de meme kanseri sonrası Tip 2 diyabet gelişmesi ihtimali de yüksektir” dedi.

Hastaların beslenmeleri 2-4 yılda bir takip edildi

Bu araştırmada 8320 meme kanseri hastasının değerlendirildiğini söyleyen Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Hastalar her 2 ile 4 yılda bir, perhizlerinin nasıl olduğu ile ilgili anketleri doldurmuşlar ve araştırmacılar da meme kanseri sonrası şeker yoksunu perhize dikkat eden kişilerle, etmeyenler arasında meme kanserinin seyri ve meme kanseri tanısı konulmayan bireylerde de meme kanserinin oluşumuyla ilgili bilgileri değerlendirmişlerdir. Diyabetle uyumlu perhizde daha çok kepek alınması, kahve, kuruyemiş, taze sebze-meyve tüketilmesi, doymuş yağların daha az alınması, kırmızı etin daha az yenmesi, diyet içeceklerin daha az içilmesi ve meyve sularının daha az içilmesi vardır” şeklinde konuştu.

Bu tip bir diyetin genel popülasyonda şeker hastalığı gelişimini yüzde 40 oranında azalttığının gösterildiğini belirten Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu çalışmada ise kanser üzerine etkisi araştırılmıştır. Şeker hastalığı riski en yüksek olan kişiler menopoz sonrası dönemde hormon tedavisi alanlar ve fiziksel olarak daha az aktif olanlar” dedi.

Diyabet riskini azaltıcı diyet, meme kanserine bağlı ölüm riskini yüzde 13 azaltıyor

Çalışmada toplam 13 yıllık bir takipte takip edilen hastaların 2146 tanesinin hayatını kaybettiğini paylaşan Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bunların 948’inin ölümü meme kanserine bağlı olurken; diyabet riskini azaltıcı diyet uygulayanlarda meme kanserine bağlı ölüm riski yüzde 13 azaltılmış, tüm ölüme bağlı sebeplerde ise yüzde 31 azalma sağlanmıştır. Meme kanseri tanısından sonra bu tür diyet değişikliği yapanlarda meme kanserine bağlı risk yüzde 20, tüm ölümlere bağlı risk ise yüzde 14 oranında azalmıştır” açıklamasında bulundu.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/diyet-degisikligi-kanser-riskini-de-azaltiyor-5199</link>
                                <pubDate>Sun, 16 May 2021 20:20:07 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TAZE BAKLANIN BİLİNMEYEN 5 ÖNEMLİ FAYDASI</title>
                                <description><![CDATA[Kendine has aromasıyla bahar sofralarının sağlık deposu bakla, Covid-19’dan korunmada büyük öneme sahip olan bağışıklık sistemini desteklemesiyle de öne çıkıyor. ]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kendine has aromasıyla bahar sofralarının sağlık deposu bakla, Covid-19’dan korunmada büyük öneme sahip olan bağışıklık sistemini desteklemesiyle de öne çıkıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Mevsim geçişinin olduğu şu günlerde başta Covid olmak üzere diğer hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin desteklenmesi çok önemlidir.. Bahar ayının yıldız sebzesi olan taze bakla zengin içeriğiyle son derece besleyici bir özelliğe sahip. Susam yağı ile pişirdiğiniz de besleyiciliğini daha da artıyor. 100 g baklada 8.2 gr karbonhidrat, 4.64 gr protein, 1.63 gr lif bulunmaktadır. Bununla birlikt sodyum potasyum, folik asit, C vitamini içeriği açısından zengindir” diyor Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can, baklanın çok bilinmeyen 5 önemli faydasını sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kalbi koruyor

Kurubaklagiller familyasından olan bakla kalp dostu olarak bilinir. Yüksek protein ve lif içermesi, kolestrol içermemesi bakımından yüksek kolestrolü olan bireylerce kırmızı ete alternatif olarak tüketilmelidir. Lif içeriği sayesinde vücutta kötü kolestrolü düşürücü etkisi bulunmaktadır. Bunun yanında vegan ve vejetaryenler için kaliteli bir protein kaynağıdır. 

Kolon kanseri riskini azaltıyor

Bakla, düzenli tüketildiği zaman içerdiği çözünür lif ile kabızlığa karşı iyi bir alternatiftir. Kronik olarak kabızlık yaşayan insanların kolon kanserine yakalanma riski  yüksektir. Kurubaklagilller ve sebzeler ile günlük almamız gereken lif miktarını mutlaka tamamlamalıyız. Ortalama 1 porsiyon bakla; günlük lif ihtiyacının yüzde 36’sını karşılayabilir. Yeterli lif tüketimi ile kolon kanseri görülme riskini azaltmak mümkün. Mevsiminde haftada 2 gün bakla tüketmekte fayda var. Ancak huzursuz bağırsak sendromu (irritabl bağırsak sendromu) olan hastalarda gaz yapabileceği için bakladan kaçınması önerilir. 

Bağışıklığı güçlendiriyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Covid-19 ile mücadele ettiğimiz bu aylarda, içerdiği linoleik asit ile virüsün hücre zarı yapısını bozarak, bu sayede vücudun virüs ile savaşmasında katkı sağlıyor. Baklayı susam yağı ile pişirdiğiniz de besleyiciliğini daha da arttırmış olursunuz.         

Zayıflama çabasına destek sağlıyor

Bakla zengin lif ve protein oranına sahiptir. Düşük kalorili olup aynı zamanda  tok tutan bir besindir. Öğünde tüketildiğinde tokluk hissi uzun olacağından günlük kalori alımını azaltabilir.  Diğer baklagiller gibi zayıflama diyetinde mevsimindeyken muhakkak yer verilmelidir. 

Parkinsonun ilerlemesini azaltıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Yapılan bilimsel çalışmalara göre; bakla levedopa açısından zengin olan bir baklagildir. Levedopa vücutta dopamin adlı bir nörotransmittere dönüştürülür. Parkinson hastalarının tedavisinde dopamin kullanılmaktadır. Literatüre göre; zengin dopamin içeriği olan bakla düzenli tüketildiğinde hastalığın ilerlemesinin yavaşlamasına yardımcı olabiliyor. Ancak ilaç ilaç tedavisi gören bireyler mutlaka doktor kontrolü eşliğinde tüketmelidir” diyor.           

Dikkat! Bu hastalığınız varsa bakla tüketmeyin!

Baklanın faydalarına karşın bazı kişilerin bakladan uzak durması gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Nadide Can “Halk arasında bakla zehirlenmesi, tıp litaretüründe ise favizm olarak bilenen bu rahatsızlık Ege, Akdeniz’de ve Afrika’da halkın yaklaşık yüzde 20’sinde olduğu tahmin edilen G6PD (glikoz 6 fosfat denidrogenaz) enzim eksikliği olan kişilerde görülmektedir. Talesemi ile paralel görülen bir rahatsızlık olduğu için de bu hastaların bakla tüketmemeleri önerilmektedir. Özellikle bebeklerde bu enzim eksikliği henüz bilinmiyorsa gebelere ve bebeklere bakla tüketimi önerilmemelidir” diyor. 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/taze-baklanin-bilinmeyen-5-onemli-faydasi-5200</link>
                                <pubDate>Sun, 16 May 2021 20:21:14 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ÜLKEMİZDEKİ TANSİYON HASTASI SAYISI KORKUTTU</title>
                                <description><![CDATA[Ülkemizde her üç kişiden biri yüksek tansiyon hastası.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kalp krizini tetikliyor, beyin damarlarında anevrizmaya (baloncuk) yol açtığı için inmeye neden oluyor, böbrek fonksiyonlarını ve görmeyi bozuyor... Hayati risk taşıyan bu sağlık sorunlarına yol açan bu faktör, yüksek tansiyon! Ülkemizde her üç kişiden biri yüksek tansiyon hastası. Üstelik sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı giderek daha fazla kişinin tansiyon sorunu yaşaması anlamına geliyor. Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, hiçbir belirti olmasa bile tedavi edilmeyen yüksek tansiyonun vücuda hasar verdiğine dikkat çekerek “Yüksek tansiyon özellikle kalp, damar sistemi, göz, beyin ve böbrekler üzerinde olumsuz etkilere sahip. Beyin damarlarında anevrizmaya, kalp yetersizliği ve kalp krizi riskinde artışa yol açabiliyor. Bu nedenle yüksek tansiyon yaşayan herkesi, yaşam tarzını mümkün olan en kısa sürede değiştirmek zorundadır. Doğru beslenme ve egzersiz ile stresten uzak kalmak her şeyden önce gelir.” diye konuşuyor.

Her kalp atışında vücuda pompalanan kanın damar duvarlarına uyguladığı baskı, tansiyon olarak tanımlanıyor. Halk arasında “büyük tansiyon” olarak bilinen sistolik basınç, kalp attığında kalp kasının kasılmasıyla oksijenden zengin kanın damarlara pompalandığında ortaya çıkıyor. Diastolik kan basıncı ise kalp kası gevşediğinde kan damarlarında oluşan basınç olarak tanımlanıyor ve “küçük tansiyon” olarak biliniyor. Sistolik basıncın 120 mmHg ve diastolik basıncın 80 mmHg düzeyinde olmasının “normal tansiyon” olarak tanımlanabileceğini anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hipertansiyon nedenlerine göre esansiyel yani primer ve sekonder  olarak iki gruba ayrılır.” diyor.

Yaş ve kalıtsal yatkınlık, en önemli etken

Primer gruptaki hipertansiyon faktörlerinde yaş ve kalıtsal yatkınlık öne çıktığını belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, şöyle devam ediyor: “Yaşam tarzı, obezite, aşırı tuzlu besinler, yüksek alkol tüketimi, egzersiz eksikliği, sigara, stres veya doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar da bu esansiyel hipertansiyonun nedenidir. Sekonder hipertansiyona yol açan etmenler olarak da böbrek dolaşım sorunlarını ve hormonal bozuklukları sayabiliriz. Bu   nedenlerin tedavileri sonrasında hipertansiyon da gerilemektedir.”

 

Baş ve ense ağrısı ilk belirtiler

Yüksek tansiyonun en önemli belirtisi ise baş ve ense ağrısı ile baş dönmesi. Ayrıca nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk da oluşabileceğini belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, seyrek olarak da halsizlik, yorgunluk, kulaklarda çınlama, ciddi yüksek seviyelerde de burun kanaması, gece uykudan uyanıp idrara çıkma ve bacaklarda şişlik gibi belirtilere de rastlandığını kaydediyor.

Kadınlarda menopozla birlikte artış görülüyor

Ülkemizde hipertansiyonun görülme sıklığı son derece yüksek. Ülkemiz nüfusunun yüzde 31.2’sinin tansiyonunun 140-90 mmHg düzeyinin üstünde olduğunu belirten Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Kadınlarda bu oran yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30 civarındadır. Yüksek tansiyon 50 yaş altı erkeklerde, kadınlara göre daha sıktır. 50 yaş üstünde ise kadınlarda  daha sık görülmekte ve toplamda kadınlardaki oran daha fazla izlenmektedir. Bunun da en belirgin nedeni kadınlardaki menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin etkisidir.” diye bilgi veriyor.

Tanı için en az bir haftalık takip şart

Kan basıncının 140/90 mm Hg üzerinde olması kişinin hipertansiyon hastası olabileceğini gösteriyor. Ancak tanının fizik muayene, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, 24 saatlik kan basıncı takibi (tansiyon holter) ve laboratuvar testleri ile konulduğunu anlatan Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, “Hekim kontrolünde yapılan bu testler, hastalığın derecesini ve tedavi süreçlerini de belirler. Tanı için tansiyon en az 1 haftalık tansiyon takibi gerekir. Böylece hastanın ortalama tansiyon değerlerini görmek ve hipertansiyonun evresini tespit etmek mümkün olabilir. Yüksek tansiyon hafif, orta ve ağır olmak üzere üç evrede ele alınıyor.” diyor.

Tedavi süreci hastaya göre şekillenmeli

Günümüzde yüksek tansiyon tedavisinde etkili ilaçlar bulunuyor. Farklı aktif bileşenlerin kombinasyonu ile birçok hastaya en iyi şekilde yardımcı olunduğunu kaydeden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil “Doktorun sanatı, her birey için en etkili kombinasyonu belirlemede yatmaktadır. Bu hastadan hastaya değişir, yani hastanın genel risk profili, kardiyovasküler hastalıklar için bireysel risk faktörlerinin toplamı, obezite, sigara, alkol tüketimi, diyabet, yüksek kolesterol seviyeleri gibi faktörler ile tıp geçmişinde kalp krizi, felç gibi öykülerin olması hastaya göre tedaviyi şekillendirmektedir.” diye bilgi veriyor.

Limon ve sarımsak tansiyon düşürüyor

Bazı sebze ve meyveler, yüksek tansiyonun düşürülmesinde etkin rol oynuyor.

Limonun kan damarlarının esnekliğini sağladığını ve kan basıncını düşürdüğünü ifade eden Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer besinler hakkında da şu bilgileri veriyor: “Sarımsak da halk arasında tansiyon düşürücü etkisi en çok bilinen besindir. İçeriğindeki nitrik asit ile hidrojen sülfür, kan basıncını düşürür. Ayrıca havuç, domates, kereviz, muz ve kayısının da tansiyon değerlerinin artışına engel olduğu biliniyor.”

KUTU... KUTU...

Yüksek tansiyona karşı en iyi önlem: Sağlıklı beslenme ve spor

Hipertansiyondan korunmak için yapılması gerekenlerin başında beslenmeye dikkat etmek geliyor. Beden kitle BMI 25&#39;ten az olması gerektiğini vurgulayan Acıbadem International Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Aslıhan Eran Ergöknil, diğer önerilerini şöyle sıralıyor:

    Az yağlı beslenmeye dikkat edilmeli, hayvansal yağlar yerine kaliteli bitkisel yağ tüketimine özen gösterilmeli.

    Beyaz un, makarna ve tatlı yiyecekler gibi basit karbonhidratlardan uzak durulmalı.

    Kan şekeri seviyesini çok fazla etkilemeyen ve böylelikle vücut ağırlığını düşürmeye yardımcı olan tam tahıllı ürünler tüketilmeli.

    Çok fazla tuz da kan basıncını artırdığından, tuz bakımından zengin gıdalardan kaçınılmalı, tuz tüketimi azaltılmalı.

    Jambon, füme et veya kurutulmuş balık gibi işlenmiş veya tuzlanmış et ve balık ürünleri, sosis ve sosis ürünleri ile sodyum içeriği yüksek peynirler, poşetlerde hazır yemekler, konserve yiyecekler ve çorbalar, tuzlu atıştırmalıklar ve cipslerin yanı sıra tuzlu fındık ve patates kızartması gibi yiyeceklerden de uzak uzak durulmalı.

    Haftada yaklaşık üç kez 30 ila 45 dakikalık egzersiz, yürüyüş yapılmalı.

    Sigaradan uzak durulmalı, alkol tüketimi azaltılmalı, stres seviyesi düşürülmeli.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/ulkemizdeki-tansiyon-hastasi-sayisi-korkuttu-5203</link>
                                <pubDate>Sun, 16 May 2021 22:32:02 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>DİZİLERE DİKKAT; TRAVMATİK YAŞANTILARI TETİKLEYEBİLİYOR…</title>
                                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi  Uzman Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, son dönemde gündemde olan psikoloji temalı dizilerin izleyiciler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirdi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Son dönemde popüler olan psikoloji temalı dizilerin kişiler üzerinde olumlu ve olumsuz birçok etkisi bulunuyor. Uzmanlar, psikoloji temalı dizilerin psikoloğa gitmek ve psikoterapi hizmeti alma durumlarında insanları ‘ben deli miyim? düşüncesinden uzaklaştırdığına ve ruhsal destek almayı normalleştirdiğine dikkat çekiyor. Fakat bu dizilerin geçmiş travmatik yaşantıların tetiklenmesine sebep olabildiğini vurgulayan uzmanlar, özellikle 18 yaş altındaki bireylerin izlememesi gerektiğine işaret ediyor.

 
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi  Uzman Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, son dönemde gündemde olan psikoloji temalı dizilerin izleyiciler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirdi.


Diziler seyirciler üzerinde etki bırakıyor

Televizyonun kişilere sunduğu dünyanın kurgulanmış gerçeklik ve dramatik temsil yapısıyla izleyenlerin dünyayı anlamlandırmaları üzerinde etkili olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, “Bu durum kişilerin tutumlarını da etkiliyor. Televizyonun bu etkisinin görüldüğü en baskın ve en yaygın araçlardan biri kuşkusuz dizilerdir. Genellikle haftalık olarak yayımlanan televizyon dizileri çoğu zaman duygulara odaklanan hikayeler veya yaşam olayları anlatıyor. Dizilere dair yapılan araştırmalar, dizilerin farklı yaşam tarzlarını tanıtma ve seyircilerde bir değişim yaratma konusunda etkili olduğunu gösteriyor. Son dönemlerde psikoloji içerikli diziler ya da programlar yaygınlaşmaya başladı. Popülerleşen bu tür dizilerin kişileri olumlu etkileyebileceği gibi olumsuz yönde etkileyebileceği de akılda tutulmalı.” dedi.

Diziler seyirciler üzerinde etki bırakıyor

Uzman Klinik Psikolog Gülçin Şenyuva, günümüzde ilgi odağı olan psikoloji temalı dizilerin olumlu etkilerinden şöyle bahsetti:

“Psikoloji temalı dizilerin psikoloğa gitmek ve psikoterapi hizmeti alma durumlarında insanları ‘ben deli miyim? düşüncesinden uzaklaştırdığını ve ruhsal destek almayı normalleştirdiğini görüyoruz. Kişilerin geçmiş yaşantılarını, deneyimlerini ve kendilerini sorgulamalarına katkı sağladığı ve farkındalık oluşturduğu dikkat çekiyor. Aynı zamanda bu diziler fiziksel veya tıbbi sağlığa verilen önemin ruh sağlığına da verilmesi gerektiği konusunda düşüncelerin yaygınlaşmasını sağlıyorlar.”

Gerçekçi olmayan beklentiler yaratabiliyorlar

Psikoloji temalı diziler ile terapi odasının mahremiyet ve güvenilirliğin olduğu bir alan olmaktan çıkabildiğine dikkat çeken Şenyuva, “Bu durumda da kişilerin psikoterapiye gitmelerini engelleyebilmektedir. Diziler psikoterapiste yönelik yönlendirme, edilgen olma, empati yerine sempati gelişimi, temas etme, sarılma gibi gerçekçi olmayan beklentilerin oluşmasına ve kişilerin geçmiş travmatik yaşantılarının tetiklenmesine sebep olabiliyorlar. Yetişkinlerin geçmiş yaşantılarına veya ebeveynlerine yönelik olumsuz duygular da çıkabiliyor. Bütün bunlar göz önüne alındığında 18 yaş altındaki kişiler için gelişimlerinin devam etmesinden dolayı psikolojik temalı dizileri izlememesini tavsiye ediyoruz.” diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/dizilere-dikkat-travmatik-yasantilari-tetikleyebiliyor-5205</link>
                                <pubDate>Mon, 17 May 2021 23:04:29 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>SAĞLIK ÇALIŞANLARINI KANDIRMAKTAN VAZGEÇMELİ!</title>
                                <description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Kayseri Şube Başkanı Kamil Ünal, “Sağlık Bakanlığı adına tavandan ek ödeme deyip sağlık çalışanlarına adeta ikinci bir maaş veriliyormuş gibi bir algı ile kamuoyuna sunduğu bu süslü düzenlemeleri terk etmeli, “Sağlık Çalışanlarını Kandırmaktan” vazgeçmelidir” dedi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Kayseri Şube Başkanı Kamil Ünal, “Sağlık Bakanlığı adına tavandan ek ödeme deyip sağlık çalışanlarına adeta ikinci bir maaş veriliyormuş gibi bir algı ile kamuoyuna sunduğu bu süslü düzenlemeleri terk etmeli, “Sağlık Çalışanlarını Kandırmaktan” vazgeçmelidir” dedi.

Türk Sağlık-Sen Kayseri Şube Başkanı Kamil Ünal, sağlık çalışanları ile ilgili verilen sözlerin yerine getirilmesini isteyerek, şu açıklamayı yaptı; 

“1 Nisan 2021 tarihinden itibaren 4 ay geçerli olacak ek ödemenin dağıtımı ile ilgili yazı dün yayınlanmıştır. Söz konusu düzenleme, ısrarla dile getirmemize rağmen süresi, kapsayıcılığı ve adaleti açısından yine çok büyük sorunlar içermektedir.

Bu düzenleme Aile Hekimliği Çalışanlarının görmezden gelindiği, Genel İdari Hizmetler ile Yardımcı Hizmetler Sınıflarının yok sayıldığı, aşılama faaliyetlerini sürdüren çalışanların kapsam dışı bırakıldığı bir düzenlemedir.

Sağlık kurum ve kuruluşlarında fedakârca görev yapan binlerce çalışanın kapsam dışı bırakıldığı, makul bir artışın olmadığı, kelimelere ve hesaplara boğulan ama sonucunda adaletin, hakkaniyetin olmadığı bu düzenlemede bize göre bir fiyasko niteliğindedir. 

2021 yılının ilk 3 ayının yok sayıldığı, geçmişteki kayıpların telafi edilmediği her düzenleme çalışanların beklentisini karşılamaktan çok uzaktır.

Birçok ülkede sağlık çalışanlarına net bir zam, belli bir ikramiye verilirken Sağlık Bakanlığı adına tavandan ek ödeme deyip sağlık çalışanlarına adeta ikinci bir maaş veriliyormuş gibi bir algı ile kamuoyuna sunduğu bu süslü düzenlemeleri terk etmeli, “Sağlık Çalışanlarını Kandırmaktan” vazgeçmelidir.

Türk Sağlık-Sen olarak başından beri savunduğumuz sağlık çalışanlarına tek ödeme şeklinde maaşa zam yapılması en makul, çalışanın beklediği ve hakkaniyetli çözüm yoludur.

Aklın yolu birdir. Israrla yanlış yapılarak doğrunun da bulanamayacağı bir gerçektir. Kalıcı ve sürdürülebilir, beklentileri karşılayan bir ücret politikası zarurettir. Sağlık Bakanlığı yüzünü çalışanlarına dönmeli ve pandeminin kahramanlarına hakkını teslim etmelidir.

Türk Sağlık-Sen olarak biz haksızlık karşısında susmayacağız, dilsiz şeytan olmayacağız. Maaşa zam şeklinde tek ödemeyi ısrarla savunmaya ve bu yönde de adım atılması gerekliliğini her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.”
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/saglik-calisanlarini-kandirmaktan-vazgecmeli-5222</link>
                                <pubDate>Tue, 18 May 2021 22:03:55 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ULUSLARARASI DİJİTAL DİŞ HEKİMLİĞİ SEMPOZYUMU YAPILACAK</title>
                                <description><![CDATA[Nuh Naci Yazgan Üniversitesi (NNYÜ) Diş Hekimliği Fakültesi tarafından 20-21 Mayıs tarihleri arasında “I. Uluslararası Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu” düzenlenecek. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek I. Uluslararası Dijital Diş Hekimliği Sempozyumunda Klinik Uygulamalardaki Yeni Gelişmeler, CAD-CAM, 3D İmalat, Gülüş Tasarımı ve Dijital Radyoloji-Yapay Zeka gibi konular ele alınacak.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Nuh Naci Yazgan Üniversitesi (NNYÜ) Diş Hekimliği Fakültesi tarafından 20-21 Mayıs tarihleri arasında “I. Uluslararası Dijital Diş Hekimliği Sempozyumu” düzenlenecek. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek I. Uluslararası Dijital Diş Hekimliği Sempozyumunda Klinik Uygulamalardaki Yeni Gelişmeler, CAD-CAM, 3D İmalat, Gülüş Tasarımı ve Dijital Radyoloji-Yapay Zeka gibi konular ele alınacak.

NNYÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cem A. Gürgan, sempozyum hakkında yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Çok genç bir diş hekimliği fakültesi olarak, içinde olduğumuz bu pandemi ve kısıtlamalar döneminde yıldönümümüzü uluslararası ve çevrimiçi bir sempozyum ile kutlamayı arzu ettik. Dijital diş hekimliği konularını çevrimiçi bir platformda deneyimlemenin ayrı bir önemi olacağını düşünüyoruz. Dijital diş hekimliği, bilgisayar destekli teknoloji ürünleriyle hastalarımızın görüntülerinin taranması, ihtiyaç ve taleplerine özgü kişisel restorasyon tasarımı ve üretiminden oluşan bir süreçtir. Bu süreçler fakülte hastanemizde de kullanılmaktadır.

Çok değerli konuşmacılarımız, geniş bir konu yelpazesini kapsayan klinik uygulamalardaki yeni gelişmeleri teşhisten başlayarak sadece dijital teknolojinin görüntüleme alanındaki katkılarını değil, yapay zekanın da hem teşhis hem de planlamada biz diş hekimlerine sağladığı avantajlarını, ağız içi görüntüleme ve sonrasında doğal dişler veya implantlar üzerine yapılacak hem geçici hem de daimi restorasyonlar için bilgisayar destekli imalat olanaklarını ve sağladığı avantajları değerlendireceğiz.”
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/uluslararasi-dijital-dis-hekimligi-sempozyumu-yapilacak-5235</link>
                                <pubDate>Tue, 18 May 2021 22:23:26 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ERÜ’YE TOPLUMSAL FARKINDALIK ÖDÜLÜ</title>
                                <description><![CDATA[Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (ERAGEM) “Toplumsal Farkındalık  ” ödülüne layık görüldü.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından bu yıl 11’incisi düzenlenen “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi (ERAGEM) “Toplumsal Farkındalık  ” ödülüne layık görüldü.

TİDE tarafından çevrimiçi olarak düzenlenen ödül töreninde “Kurumsal Farkındalık”, “Akademik Farkındalık”, “Toplumsal Farkındalık”, “TİDE Özel Ödülü”  ve  “Ali Kamil Uzun Yaşam Boyu Meslek Üstün Hizmet Ödülü” kategorilerinde başarılı çalışmalar gerçekleştiren 17 ödül sahiplerini buldu.

“Toplumsal Farkındalık" ödülüne, COVİD-19’a karşı geliştirdikleri yerli aşının ikinci faz çalışmalarını tamamlayıp, üçüncü faza geçiş yapmış olmaları, bilimin ışığında topluma sağladıkları umut ve verdikleri cesaret nedeniyle Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi (ERAGEM) layık görüldü.

ERÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, konu ile ilgili yaptığı açıklamada ödüle layık görülen ERAGEM Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ve ekibini tebrik etti.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/eruye-toplumsal-farkindalik-odulu-5281</link>
                                <pubDate>Sat, 29 May 2021 19:41:59 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>VALİ GÜNAYDIN DOKTORU HASTANEDE ZİYARET ETTİ</title>
                                <description><![CDATA[Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, Develi ilçesinde silahlı saldırıya uğrayarak ayağından yaralanan doktorun sağlık durumu ile ilgili açıklama yaptı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, Develi ilçesinde silahlı saldırıya uğrayarak ayağından yaralanan doktorun sağlık durumu ile ilgili açıklama yaptı.

Devele ilçesinde silahlı saldırıya uğrayan doktoru tedavi gördüğü hastanede Vali Şehmus Günaydın ziyaret etti. Günaydın, ziyaretle ilgili verdiği bilgi de, “Develi ilçemizde uğradığı silahlı saldırıda yaralanan Doktorumuz Erdal Kurt’u hastanede ziyaret ettik.Çok şükür durumu iyi.Saldırıyı gerçekleştiren şahıs,yakalanmış olup konu ile ilgili adli tahkikat devam etmektedir” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/vali-gunaydin-doktoru-hastanede-ziyaret-etti-5312</link>
                                <pubDate>Mon, 14 Jun 2021 22:18:27 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>SAĞLIK BAKANI KOCA: ASLA ACİZ KALMAYACAĞIZ</title>
                                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Develi ilçesinde silahlı saldırıya uğraşan doktor ile görüştü. Bakan, saldırıyı gerçekleştiren kişinin çok sayıda sabıkası olduğuna dikkat çekti.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Develi ilçesinde silahlı saldırıya uğraşan doktor ile görüştü. Bakan, saldırıyı gerçekleştiren kişinin çok sayıda sabıkası olduğuna dikkat çekti.

Develi ilçesinde saldırıya uğrayan doktoru arayarak bizzat görüşen ve geçmiş olsun dileklerinde bulunan Sağlık Bakanı Dr. Koca, yaptığı açıklamada, “Kayseri’nin Develi ilçesinde görevli bir hekim arkadaşımız silahlı saldırıya uğradı. Çok sayıda sabıkası olan saldırgan yakalandı, arkadaşımız ambulansla hastaneye kaldırıldı. Az önce kendisiyle görüştüm. Yasalar ve toplum olarak şiddetin karşısında asla aciz kalmayacağız” dedi.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/saglik-bakani-koca-asla-aciz-kalmayacagiz-5313</link>
                                <pubDate>Mon, 14 Jun 2021 22:20:44 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TON BALIĞI İLE KİLO VERİN</title>
                                <description><![CDATA[Omega-3, kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein ve minareller bakımından zengin yapısıyla ton balığı, içeriğindeki yağ asitleriyle hücrelerde yağ deposu oluşumunu önleyerek zayıflamaya katkı sağladığı gibi tok tutucu özelliğiyle diyetlerin de vazgeçilmezi oluyor.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Omega-3, kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein ve minareller bakımından zengin yapısıyla ton balığı, içeriğindeki yağ asitleriyle hücrelerde yağ deposu oluşumunu önleyerek zayıflamaya katkı sağladığı gibi tok tutucu özelliğiyle diyetlerin de vazgeçilmezi oluyor.

 Akdeniz mucizesi zeytinyağlı kolay açılan ton balığı kullanarak, salatadan kinoalı dolmaya ve zeytinyağlılara kadar ziyafet tadında diyet menüler hazırlamak mümkün

Tüm yıl sabırsızlıkla beklediğimiz yaz mevsimi nihayet geldi. Ancak pandemi nedeniyle evde geçirdiğimiz zamanların en büyük sonucu artan kilolar. Sahillere koşmadan önce kilo kaybetmek için yapılan sağlıksız şok diyetler ise sağlığımızın en büyük düşmanı. Hele ki içinde bulunduğumuz dönemde bağışıklık sistemini bozacak ve güçsüz bırakacak bu diyetlerden koşarak uzaklaşılması gerekiyor.

 Prof. Dr. Emine Nur Tozan da, şok diyetlerin yerine sağlıklı, doğal ve doğru beslenmeyle kilo kontrolünün mümkün olduğunu açıklıyor. Tek tip beslenme yerine ton balığıyla zenginleştirilmiş Akdeniz tipi beslenmeyi öneren Tozan, “Ton balığı içeriğindeki yağ asitleri, hücrelerde yağ deposu oluşumunu önleyerek zayıflamaya katkı sağlıyor. Aynı zamanda tok tutucu özelliğiyle de diyet menülerinin vazgeçilmezi oluyor” diyor.

 Diyet reçetelerinin vazgeçilmezi oldu

Yaklaşık iki yüzyıldır insanlar tarafından dünyanın dört bir köşesinde tüketilen ton balığının faydaları saymakla bitmiyor. En doğal Omega-3 deposu olarak bilinen; bağışıklık, sinir, kas ve dolaşım sistemini destekleyerek insan sağlığına mucizevi faydalar sağlayan ton balığı, aynı zamanda diyet reçetelerinin de başında yer alıyor. Emine Nur Tozan da düzenli ton balığı tüketmenin kırmızı kan hücresi sayılarını artırarak, damarları toksinlerden temizlediğini ortaya koyuyor. Ton balığı ayrıca içerdiği yağ asitleriyle hücrelerde yağ deposu oluşumunu önlüyor ve sağlıklı bir şekilde zayıflamaya katkı sağlıyor. Yağsız protein bakımından zengin yapısıyla kas yapımına yüksek katkılar sağlayan ton balığı, günün her saatinde tüketilebilmesiyle de tercih sebebi oluyor.

 “Özellikle sıcak yaz günlerinde mideyi yormayan, sindirimi kolay, protein açısından zengin, kolay açılan zeytinyağlı ton balığının haftada en az 3 kez tüketilmesi önemli. Tabii tüketicilerin ton balığı seçerken doğal ve kaliteli markaları tercih etmelerini öneriyoruz” diyen Tozan, sözlerini şu şekilde sürdürüyor: “Omega-3, D vitamini, kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein ve mineraller. Bunlar yaz mevsiminde bedenimizin dinç kalması için en önemli sağlık bileşenleri. Tüm bunlar açısından zengin olan ton balığı, kandaki lipid seviyesini düşürerek, yüksek kötü kolesterolü engelliyor ve kalp ritmini kontrol ediyor. Aynı zamanda dopamini ve serotonini dengeleyerek, mutlu ve sağlıklı bir diyet dönemi geçirmenizi de kolaylaştırıyor. Konserve ton balığının günlük 100 ila 300 gram tüketilmesiyle, ihtiyaç duyulan Omega-3&#39;ü karşılamak mümkün”

 Hem lezzetli hem de tok tutuyor

Yüksek Omega-3 ve protein içeren Akdeniz mucizesi zeytinyağlı kolay açılan ton balığı kullanarak salatadan kinoalı dolmaya ya da zeytinyağlılara kadar ziyafet tadında diyet menüler hazırlamak mümkün. Çok sayıda alternatifle tüketilebilen ve her damak tadına hitap eden seçeneklerle zenginleştirilebilen ton balığı, doğal, katkısız yapısıyla en çok önerilen besinler arasında yer alıyor.

 Amerika’da her beş yılda bir ABD Tarım Bakanlığı ve Sağlık & İnsan Hizmetleri kurumuyla beslenme yönergeleri, sağlığı geliştirmek, kronik hastalık riskini azaltmaya yardımcı olmak ve obezitenin önüne geçmek amacıyla bilime dayalı yayınlanan diyet kılavuzunda bu yıl da ton balığına yönlendirme yapılıyor. 2020-2025 yıllarını kapsayacak kılavuzda; tüketicilerin daha sağlıklı beslenmelerine yardımcı olmak için ton balığının vücuda sağladığı faydalara ve ton balıklı diyetlere dikkat çekiliyor.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/ton-baligi-ile-kilo-verin-5331</link>
                                <pubDate>Fri, 18 Jun 2021 21:50:32 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>HER SENE 200 BİNİ AŞKIN YENİ VAKA</title>
                                <description><![CDATA[Lösemili Çocuklar Vakfı, güvenilir gıdanın öneminin arttığını işaret ederek, “Kanser hastalıklarının çığ gibi artış gösterdiği ülkemizde her sene 200 bini aşkın yeni kanser vakası görülmekte ve ne yazık ki her gün yaklaşık 400 kişiyi bu hastalıklar sebebi ile kaybetmekteyiz” açıklamasında bulundu.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Lösemili Çocuklar Vakfı, güvenilir gıdanın öneminin arttığını işaret ederek, “Kanser hastalıklarının çığ gibi artış gösterdiği ülkemizde her sene 200 bini aşkın yeni kanser vakası görülmekte ve ne yazık ki her gün yaklaşık 400 kişiyi bu hastalıklar sebebi ile kaybetmekteyiz” açıklamasında bulundu.

7 Haziran 2021 BM Dünya Gıda Güvenliğine dikkat çeken Lösemili Çocuk Vakfı, güvenilir gıda ve kanser vakalarındaki artışla ilgili şu bilgileri verdi;

“İnsanlığın doğumundan ölümüne kadar vazgeçilemez en önemli şeydir gıda. Doğadan elde ettiği ya da kendi imkânları ile ürettiği yiyecekler ve içecekler yine çok önemli parçamız olan sağlığımızı etkilemektedir. Hepimiz yaşamak için gıdaya, sağlıklı olabilmek için de güvenli gıdaya ihtiyaç duyarız.

Bugün dünyanın hem uzun hem de sağlıklı toplumlarını, insanlarını incelediğimiz zaman doğal beslenmenin ön planda olduğunu görmekteyiz. Doğanın bizler için sunduğu tüm besinler aslında yeterli ve güvenlidir. Ancak tüm dengelerin bozulduğu, değer yargılarının değiştirildiği, insanların zorunlu olan temel ihtiyaçları üzerinden rant elde edilmeye başlandığı günümüz dünyasında ne yazık ki ilk önce kaybettiklerimiz GÜVENİLİR GIDA ve SAĞLIĞIMIZDIR. Bununla birlikte, dünyamızın kontrol altına alınmazsa çok ciddi tehlikelere sebep olabilecek en büyük gerçekliklerinden biri olan nüfus artışının, güvenilir gıdaya erişimde olumsuz anlamda ciddi bir rolü mevcuttur. Milyarlarca insan vücutlarının aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek için ihtiyaç duyduğu besinlerin eksikliğini çekmektedir. Dünya’da 820 milyonu aşkın insan açlık çekerken, 670 milyondan fazla yetişkin, 120 milyon erkek ve kız çocuğu (5-19 yaş arası) obez; 40 milyonu aşkın çocuk ise fazla kiloludur. Aynı zamanda, dünyada kişi başına su tüketimi yılda 800 m3 civarındadır. Dünya nüfusunun yaklaşık 20&#39;sine tekabül eden 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksundur ve 2,3 milyar insan sağlıklı suya hasrettir.

Kanser hastalıklarının çığ gibi artış gösterdiği ülkemizde her sene 200 bini aşkın yeni kanser vakası görülmekte ve ne yazık ki her gün yaklaşık 400 kişiyi bu hastalıklar sebebi ile kaybetmekteyiz. LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı olarak Lösemi ve tüm kanser hastalıklarına neden olan faktörler arasında ilk sırada kanserojen beslenmenin yer aldığını her fırsatta ve her platformda ısrarla dile getiriyoruz. Özellikle çocuklarımız tarafından tüketilen gıdalardaki tarım ilacı kalıntıları, kimyasal katkılar, kızartmada kullanılan zehirli etilen dioksit gazı ve raf ömrü uzasın diye gıdaların üzerine sürülen parafin kanserojenlerin başında geliyor. Bunun yanı sıra yine çocuklarımızın çok sevdikleri çikolata, şeker, sakız, yoğurt gibi gıdalara ilave edilen renk, tat ve koku veren kimyasallar, aşırı ve hızlı kızartılan cips ve hamburger gibi yiyecekler ile katkılı tüm besinler lösemiye davetiye çıkarıyor.

Zirai mücadele ilaçlarının içerisindeki zehirli maddeler insan vücuduna; deri, ağız ve solunum yolu ile girerken, sebze ve meyvelerde kullanılan kimyasal ilaçlar, ürün üzerinde kalıntı bırakmaktadır. Bazı ilaçlar ise sistemik ilaçlar olup, bitkilerin genetik sistemine sirayet etmektedir. İlaçların kullanımı sırasında insanlara verdiği zararlar çok çeşitlidir.

LÖSEV olarak hayatımızı çocuklarımıza adayıp 100 başarı hedefi ile onlara hayat vermeye odaklanırken diğer yandan lösemi ve kanser canavarını önlemek için savaşıyoruz... Amacımız sadece lösemi ve kanser olan çocuklarımızı sağlıklarına kavuşturmak değil, sağlıklı bireylerin de kanser olmasını önlemektir. Kanseri önlemenin yolu sağlıklı beslenmeden, sağlıklı beslenmenin yolu ise doğal tarım uygulamaları ile elde edilmiş meyve ve sebzelerden ve katıksız doğal besinlerden geçiyor.

BM ECOSOC Danışmanlık Statüsüne sahip bir STK olarak, çocuklar başta olmak üzere herkesi uyarma ve koruma misyonumuz çerçevesinde örnek olarak doğal tarım ürünleri yetiştiriyor ve sağlıklı doğal gıda seçenekleri sunuyoruz. “Gıda Güvenliği Herkesin İşidir” mottosuyla yola çıkarak kolları sıvamış olan bizler, LÖSEV Seferihisar Çiftliği’nde üretilen, Akredite LÖSEV Gıda Laboratuvarları’nda test edilip doğallığı onaylanan tarım ilaçsız, kimyasal katkısız ve parafinsiz mandalinalarımızla sağlıklı beslenmenin kanserle mücadeledeki önemini vurgulayan bir farkındalık hareketi başlatmış bulunuyoruz.

BM’nin Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında başlattığı farkındalık hareketine LÖSEV olarak destek veriyor ve "Sağlıklı yarınlar için şimdiden güvenli gıda tüketelim" çağrısında bulunuyoruz.”

 
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/her-sene-200-bini-askin-yeni-vaka-5332</link>
                                <pubDate>Fri, 18 Jun 2021 21:57:26 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>TARLADA COVİD 19 AŞISI YAPILDI</title>
                                <description><![CDATA[Yahyalı İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen program doğrultusunda, Kopçu Köyünde çadırlarda kalan mevsimlik tarım işçilerine yönelik aşılama çalışması başlatıldı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Yahyalı İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen program doğrultusunda, Kopçu Köyünde çadırlarda kalan mevsimlik tarım işçilerine yönelik aşılama çalışması başlatıldı. 2 mobil ekiple yürütülen aşılama çalışmaları kapsamında, mevsimlik tarım işçileri içerisinde, belirlenen kriterleri taşıyanlar tespit edilerek, istekleri doğrultusunda aşıları yerinde uygulanıyor.

İlçede yapılan aşılama çalışmaları hakkında bilgi veren İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Doğan; “Aşılama programı kapsamında ilçemizdeki hedef nüfusun yarısından fazlasına ulaşarak aşılama işlemlerini gerçekleştirdik. Bünyemizde kurulan 2 mobil aşı ekibiyle de yerinde aşılama hizmeti veriyoruz. Mobil ekiplerimiz bugün kırsalda zor şartlarda çalışan mevsimlik tarım işçilerimizi ziyaret ederek aşı takviminde olanlara aşıları uyguladılar.

Hem kırsalda olmaları hem de yoğun çalışma şartları nedeniyle sağlık hizmetlerine ulaşmada farklı sıkıntılar çeken bu insanlarımızın ayaklarına kadar gelen aşı hizmetinden duydukları memnuniyet ve gösterdikleri ilgi bizleri sevindirdi. Buradan tüm ilçe sakinlerimizi, aşının gücene inanarak tereddüt etmeden aşı olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/tarlada-covid-19-asisi-yapildi-5343</link>
                                <pubDate>Fri, 25 Jun 2021 17:10:12 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>2 GÜNDE 2 VAKA HAVA AMBULANSIYLA SEVK EDİLDİ</title>
                                <description><![CDATA[Felahiye İlçesinde iki ayrı vaka hava ambulansı ile hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Felahiye İlçesinde iki ayrı vaka hava ambulansı ile hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Felahiye İlçe Devlet Hastanesi tarafından yapılan bilgilendirmede, “M.A. İsimli kafa travması geçiren hastamız ve Kuruhüyük mahallemizde iş kazası geçiren C.A. İsimli hastamız için 112 Komuta Kontrol Merkezi tarafından yönlendirilen Hava Ambulansı ile hastalarımızı Kayseri Şehir Hastanesine sevkini gerçekleştirdik. Hastalarımıza acil şifalar dileriz” ifadeleri kullanıldı.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/2-gunde-2-vaka-hava-ambulansiyla-sevk-edildi-5345</link>
                                <pubDate>Fri, 25 Jun 2021 17:35:38 +0300</pubDate>
                              </item><item>
                                <title>ŞEHİR HASTANESİNDE ŞEHİT YAKINLARINA ÖZEL BİRİM</title>
                                <description><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi genel hastane kulesinde bulunan "Şehit Yakını Gazi ve Gazi Yakınları Destek Birimine" ziyaret gerçekleştirildi.]]></description>
                                <content:encoded><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi genel hastane kulesinde bulunan "Şehit Yakını Gazi ve Gazi Yakınları Destek Birimine" ziyaret gerçekleştirildi.

Kayseri Şehir Hastanesi genel hastane kulesi poliklinikler bölümünde, hastaneye başvuran şehit yakını gazi ve gazi yakını hastalara daha kaliteli hizmet verebilmek için açılan destek birimine Şehit Gazi ve Gazi Yakınları Derneği Başkanı Ali Yavuz, başkan yardımcıları Süleyman Özdemir, Ali Karagöz ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Bölge Müdürü Mehmet Uğurlu ziyarette bulundular.

Kendilerine hastane Başhekimi Prof. Dr. İlhami Çelik, ATM Sağlık Grup işletme direktörü Mehmet Kestiroğlu, hastanemiz başhekim yardımcıları ve ATM Sağlık Grup yöneticileri eşlik ettiler. Verilen hizmete teşekkür eden Şehit ve Gazi Yakınları Derneği Başkanı Ali Yavuz hastane yönetimine plaket verdiler.
]]></content:encoded>
                                <image>https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg</image>
                                <media:content url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                                <media:thumbnail url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg"/>
                                <enclosure url="https://www.kayserigunlukhaber.com/content/uploads/haberler/no.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                                <link>https://www.kayserigunlukhaber.com/sehir-hastanesinde-sehit-yakinlarina-ozel-birim-5348</link>
                                <pubDate>Fri, 25 Jun 2021 22:55:37 +0300</pubDate>
                              </item></channel></rss>